AyÅŸe Kutad, zengin bir tat ve çeÅŸitliliÄŸe sahip olan Kürt mutfağını, ‘Kürt Mutfağında Ne piÅŸiyor?” isimli kitapta okurların damak zevkine sunuyor.
Doktorasını 1970’te Harvard Üniversitesi Sosyal İliÅŸkiler Bölümü’nde tamamlayan, Massachusetts Institute of Technology’de Siyasal Bilim alanında lisans yapan AraÅŸtırmacı-Yazar AyÅŸe Kudat, Kürdistan’ın deÄŸiÅŸik yerlerini karış karış gezdi, Kürt mutfağını bizzat kadınlarla görüÅŸerek belgesel tadında bir kitap kaleme aldı.
DoÄŸan Kitap’tan ‘Kürt Mutfağında Ne piÅŸiyor?’ ismiyle yayınlanan kitap, belgesel-anı formatında hazırlandığı ve onlarca yaÅŸam öyküsüne de yer verdiÄŸi için roman tadında okunabiliyor.
Kitap, mutfak tezgahı üzerinden özellikle göç, yoksulluk, savaÅŸ, siyasi geliÅŸmeler, ölümler, faili meçhuller ve iÅŸkenceler gibi ağır travmalara dikkat kesiyor okuyucuyu. Çünkü kitapta asıl konuÅŸanlar, bu travmaların canlı tanığı, maÄŸduru, bedel ödeyeni ve aynı zamanda mutfağın rehberi, yani kadınlar.
Yer yer erkek aÅŸçıların anı ve yemek tariflerine de yer veren Kudat, mutfak-kadın özdeÅŸliÄŸinin de sorgulanmasına kapı aralıyor. Çalışmada hayatın içinden ‘hallerin’ fotoÄŸraflarına da yer verilmesi, okuyucuyla Kürt mutfağı arasında sempatik bir aÅŸinalık oluÅŸturuyor.
KÜRT MUTFAÄžI TÜRKÇE KONUÅžUYOR!
Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde yüksek lisans yapan Ethem Yenigün’ün de katkıda bulunduÄŸu kitapta yer alan yemek fotoÄŸraflarını fotoÄŸraf sanatçısı, aynı zamanda Kudat'ın damadı olan Benjamin Ward çekmiÅŸ. Bilimsel araÅŸtırma kriterleri doÄŸrultusunda hazırlanan kitap, Kürt mutfağının Kürtler dışındaki insanlarla buluÅŸması açısından çok önemli bir köprü kurmuÅŸ. Ama kitabın üzücü yanı Kürt mutfağının kendi diliyle yani Kürtçe ile dile gelemeyiÅŸi. Çünkü kitap sadece Türkçe.
‘HEBENİSK TARİFİYLE DAÄžA ÇIKMANIN SOSYAL TARİFİ’
Kubat, görüÅŸtüÄŸü kimi kadınlarla yemeÄŸin yapılışı sırasında hummalı sohbetler gerçekleÅŸtirmiÅŸ. Yemek tarifiyle baÅŸlayan sohbet, daha sonra Urfalı bir genç kadının sevdiÄŸi insanın daÄŸa çıkması ile noktalanabilmiÅŸ.
Kitabın vurguladığı önemli bir baÅŸka konu göç. Devam eden savaÅŸ ya da barajlar nedeniyle metropollere yada Avrupa’ya göç eden ailelerin yaÅŸamlarındaki deÄŸiÅŸimin mutfaktaki yansıması da kitabın irdelediÄŸi bir diÄŸer konu. Avrupa’nın herhangi bir yerinde tüpte piÅŸen bir yemeÄŸin, Nusaybin’deki bir tandırda piÅŸmiÅŸ hali arasındaki fark ve tariften yola çıkılan küçük bir röportaj, Kürt mutfağının gittiÄŸi yerdeki deformasyonu ve oranın mutfağıyla entegrasyonu da göç ve mutfak iliÅŸkisi baÄŸlamında irdelenmiÅŸ.
GörüÅŸülen kiÅŸilerin isimlerinin bilinçli olarak yazılmadığı çalışmada İstanbul’da Kürt kültürünü tanıtmak üzere kurulmuÅŸ bir dernekte çalışan bir kadının 50 yıl önce, Bingöl’de baÅŸlayan yaÅŸamında karşılaÅŸtığı ötekileÅŸtirme durumu yemek tarifi ile birlikte sunulmuÅŸ. Lebeniye yemeÄŸinin tarifinin verildiÄŸi sırada kadınla, göç zorlukları ve yoksulluk gibi konularda sohbetler gerçekleÅŸtirilmiÅŸ.
‘ÅžILKİ’NİN ORİJİNAL FORMATI BOZULMUÅž’
Ancak anlatımların yöntem gereÄŸi, olduÄŸu haliyle aktarılması kitapta bazı dezavantajlı durumlara neden olmamış da deÄŸil. ÖrneÄŸin, Adıyaman yöresine ait olan ‘Şılkî’ isimli yemek tatlı, pekmez, tere yağı ve unla yapılır. Ancak kitapta malzeme; “1 su bardağı un, 1 yumurta, 1 yumurta, 1 tatlı kaşığı kuru maya, 1 çay bardağı ılık su, 2 çorba kaşığı tereyağı, ½ bardak pekmez” gibi orijinal formatını bozan fazladan malzeme ÅŸeklinde, yapılışı ise, deformasyona uÄŸramış halde verilmiÅŸ. Ayrıca bu yemek, tarifi, yapılışı ve malzemeleri neredeyse deÄŸiÅŸmeden baÅŸka bir yerde ‘Şıllık’ isimli ayrı bir yemek olarak kategorilendirilmiÅŸ. Oysa ikisi de aynı yemeÄŸin isimleri.
Yine Kürtler arasında en yaygın ismi ‘pirpar’, Türkçesi semiz otu olan bitki ‘parpar’ ÅŸeklinde verilmiÅŸ. Semiz otu, sarımsak, ayran, biber, ve tuz ile yapılan yemek ise ‘Pirpar a Dagirtî’dir. Ancak bu yemek de anlatımlar yeterli görülerek ‘parpar’ olarak geçiyor.
Meselenin politik yanı ise ÅŸu: Kitapta yemek tariflerini veren kadın ve erkeklerin neredeyse tamamı savaşın yansımalarını ve bedellerini yaÅŸamış. Kimisi de örgütlü Kürtlere ait kurumlarda bulunmuÅŸ. Dolayısıyla ‘PeKaKa’ diye konuÅŸmazlar. Örgütün ismi onların aÄŸzından ‘PeKeKe’ diye çıkar. Hele de hikayelerinin anlatıldığı son derece doÄŸal sohbetlerde. Kitaptaki tarif ve diÄŸer bütün tabirler, yorumlar ise deÄŸiÅŸtirilmeden verilirken, örgüt ismi politik bir müdahaleye uÄŸramış. Bunun yazarın ÅŸahsi tercihi mi, yoksa yayınevi ÅŸartnamesi gereÄŸi mi olduÄŸu baÅŸka bir tartışma konusu.
MEHİR, MEFTUNE DÜNYA PİSTLERİNDE!
284 çeÅŸit Kürt yemeÄŸinin isminin geçtiÄŸi kitap, aynı zamanda, mehir, meftune, ÅŸorbenisk, babaxanuç, keledoÅŸ, çiÄŸköfte, tırşık ve helhel gibi ÅŸöhreti sadece Kürdistan’da bilinen yemekleri, dünyanın çeÅŸitli yerlerindeki kitapçı raflarına sokuyor. DTP’nin kapatılması, PKK, DGM’ler, Hizbullah ve daha birçok güncel konu da anlatıcıların anıları ile birlikte kitapta yer edinmiÅŸ