KCK Yürütme Konseyi BaÅŸkanlığı, önemli bir aÅŸamanın yaÅŸandığı bu günlerde MGK toplantısından çıkan karar ve açıklamanın geliÅŸtirilmek istenen barış sürecine tek taraflı ret cevabı olduÄŸunu belirtti. KCK, Jitem elemanlarının yaptığı katliamlar ile Türk devletine baÄŸlı birimler tarafından yapılan uyuÅŸturucu trafiÄŸinin kendilerine yüklenmeye çalışıldığını belirterek, “Uluslar arası güçleri, demokratik çevreleri ve gözlemcileri uyuÅŸturucu trafiÄŸinin kimler tarafından iÅŸletildiÄŸini tespit etmeye çağırıyoruz” dedi.
KCK Yürütme Konseyi BaÅŸkanlığı açıkalmasında Türk Cumhuriyeti’nin kuruluÅŸun 87’inci yıldönümüne dikkat çekerek, 1924 anayasasıyla nankörce inkar ve imha siyasinin devreye konulduÄŸunu kaydetti. Açıklamada MGK toplantısı ile Diyarbakır’da Kürt seçilmiÅŸler ve insan hakları savunucularının yargılandağı dayavaya iliÅŸkin de mesajlar verildi.
1924’TE NANKÖRCE İNKAR VE İMHA DEVREYE KONULDU
Açıklamada, “Türkiye 87. yılını kutladığı cumhuriyetin kuruluÅŸunda büyük emeÄŸi olan, can ve malını feda eden Kürt halkını inkar etme siyasetinde bugün hala ısrar ediyor. Cumhuriyetin kuruluÅŸ koÅŸullarını tamamlayan zorlukların tümünü Kürt halkı Türk halkıyla omuz omuza mücadele ederek yaratmıştır. Ancak cumhuriyetin temelini oluÅŸturmada büyük fedakarlıklar gösteren Kürt halkına karşı 1924 anayasasıyla birlikte büyük bir nankörlükle inkar ve imha siyaseti devreye konulmuÅŸtur. KuruluÅŸ sürecinin temel bir öÄŸesi olan Kürt halkı bu tarihten sonra katliam ve asimilasyon politikalarıyla sindirilmek istenmiÅŸ ve zorla TürkleÅŸtirme politikası dayatılmıştır. Halkımıza büyük acılar çektiren, insanlık dışı trajedilerin yaÅŸanmasına yol açan bu politika bugün de AKP hükümetinin öncülüÄŸünde yeni bir üslupla yeniden canlandırılarak sürdürülmek istenilmektedir.” denildi.
ZAMANI GELDİĞİNDE GÖRÜÅžÜMÜZÜ AÇIKLAYACAÄžIZ
KCK, ÅŸöyle devam etti: “Bu inkar siyasetine karşı halkımızın büyük zorluklarla geliÅŸen mücadelesi bugün çok önemli bir sürece gelip dayanmıştır. BilindiÄŸi gibi Önder Apo’nun çaÄŸrısı temelinde barış ve demokratik çözüme imkan sunmak üzere hareketimizin geliÅŸtirdiÄŸi ateÅŸkes süresi üç gün sonra bitmektedir. Bugüne kadar olumlu bir cevap geliÅŸtirmeyen AKP hükümeti yürüttüÄŸü politikalarla süreci kritik bir noktaya taşımıştır. Biz bu konuda hareketimizin görüÅŸünü karar ve tutumunu zamanı geldiÄŸinde kamuoyu ve halkımızla paylaÅŸacağız.
Cumhuriyetin temel yarası olan Kürt sorununu çözmek ve cumhuriyeti demokratikleÅŸtirmek, bugün de önemli bir görev olarak ortada duruyor. Cumhuriyet demokratikleÅŸtirilmeden ve Kürt halkı üzerindeki inkar siyaseti kaldırılarak özgürleÅŸtirilmeden cumhuriyetin saÄŸlıklı ilerlemesi ve toplumsal barışın geliÅŸmesi mümkün deÄŸildir. Cumhuriyetin kuruluÅŸundaki Kürt-Türk ortaklığının güncellenmesi de ancak bu biçimde mümkün olabilir ve gerçek toplumsal uzlaÅŸma da bu temelde pratikleÅŸebilir.”
MGK TOPLANTISI SÜRECE RET CEVABIDIR
MGK toplantısına dikkat çekilen açıklamada, “Fakat önemli bir aÅŸamada bulunduÄŸumuz bu günlerde, gerçekleÅŸen MGK toplantısının karar ve açıklaması önderliÄŸimizin ve hareketimizin geliÅŸtirmek istediÄŸi sürece tek taraflı olarak ret cevabı niteliÄŸinde olmuÅŸtur. Barış ve demokratik çözüm dili deÄŸil tasfiye ve savaÅŸ dili öne çıkmış ve sadece ulusal deÄŸil uluslar arası düzeyde dayatılan bir yeni tasfiye konseptinin gündeme alındığını yansıtmıştır” diye belirtildi.
MGK BİLDİRİSİ TAMAMEN YALANA DAYALI
KCK, ÅŸunları ifade etti: “Öncelikle MGK bildirisinde hareketimize karşı hiçbir temeli olmayan, tamamen yalana dayalı suçlamalarda bulunulmuÅŸtur. Her gün sokaklarda Kürt kadınlarına ve çocuklarına karşı en vahÅŸi yöntemleri uygulayan Türk devleti bugün bizi kadın ve çocuklara saldırmakla suçlamaktadır. Bu, gerçeklerin tamamıyla ter yüz edilmesidir. UÄŸurlar, Enesler, Ceylanlar ve Turanlar gibi Yüzlerce Kürt çocuÄŸunu katledenin Türk devleti olduÄŸunu herkes bilmektedir. Åžimdi ise çeÅŸitli yerlere sızdırılmış JİTEM elemanlarının yaptığı kadın ve çocuk katliamlarını hareketimize yüklemeye çalışmaktadır. Her yerde kara mayınlarını kullanan biz deÄŸil, Türk devletinin kendisidir. MGK bildirisinde hareketimiz uyuÅŸturucu trafiÄŸini iÅŸletmekle suçlanırken uluslar arası güçleri de bu konuda harekete geçmeye çağırılıyor.”
ULUSLARARASI GÜÇLER UYUÅžTURUCU TRAFİĞİNİ TESPİT ETSİN
“UyuÅŸturucu trafiÄŸi” idddialarına sert yanıt veren KCK, gerçeÄŸin tespiti için uluslararası topluma çaÄŸrıda bulundu. KCK ÅŸöyle dedi: “Biz de uluslar arası güçleri, demokratik çevreleri ve gözlemcileri uyuÅŸturucu trafiÄŸinin kimler tarafından iÅŸletildiÄŸini tespit etmeye çağırıyoruz. Türk devletine baÄŸlı birimler mi, yoksa PKK tarafından mı bu uyuÅŸturucu trafiÄŸinin iÅŸletildiÄŸinin tespit edilmesini istiyoruz. Kürdistan özgürlük hareketi ve onun öncü gücü olarak PKK’nin ideolojik, ahlaki ilkeleri ve felsefesiyle tümüyle çeliÅŸmekte olan her türlü uyuÅŸturucuya karşı hareketimizin vermiÅŸ olduÄŸu mücadele açık ortadadır. Bu konuda hareketimize isnat edilen bu yakıştırma asla ve asla doÄŸru deÄŸil, Türk devleti tarafından yıllarca bir özel savaÅŸ propagandası olarak hareketimize kaşı kullanılmaktadır. Bu nedenle biz tarafsız kesimleri ve uluslar arası gözlemci güçleri bu gerçeÄŸi tespit etmeye çağırıyor ve böyle bir giriÅŸimin olması durumunda bütün olanaklarımızı açarak gerçeÄŸin açığa çıkması için destek sunacağımızı ÅŸimdiden açıkça belirtiyoruz.”
DİYARBAKIR’DAKİ TİYATRO DEVAM ETTİKÇE BARIÅžÇIL KOÅžULLARDAN BAHSEDİLEMEZ
Diyarbakır’da görülen davaya iliÅŸkin de açıklamada bulunan KCK ÅŸunları belirtti: “Hareketimizin barışçıl çabalarını karşılıksız bırakan Türk devleti ve AKP hükümetinin sürdürmekte olduÄŸu bu politikanın sonuçlarından AKP hükümeti sorumlu olacaktır. Cumhuriyetin kuruluÅŸundan bugüne kadar bin bir emekle yürütülen bir mücadele sonucunda, ilk kez öz iradesine dayalı bir biçimde ÅŸekillenen yasal demokratik Kürt siyasetine karşı Amed’de KCK davası adı altında sergilenen tiyatro devam ettiÄŸi müddetçe barışçıl koÅŸulların geliÅŸme olasılığından bahsedilemez. Hiçbir hukuki yanı bulunmayan, tamamen siyasal amaçlarla tezgahlanan bu senaryo Kürt halkının siyasal iradesini kırmaya ve teslim almaya dönük bir sömürgeci uygulamadır. Kürt halkına karşı yapılan bir zulüm ve siyasal soykırım politikasıdır.
Bu uygulamaya karşı Kürdistan’daki tüm demokratik kurum ve kuruluÅŸların, deÄŸiÅŸik siyasal çevrelerin bütünlüklü duruÅŸu taktirle karşılanması gereken önemli bir geliÅŸmedir. Ancak kitlesel sahiplenme boyutu oldukça zayıf kalmış, bu da bu politikanın sahiplerine daha fazla cesaret vermektedir. Oysa bu zulme karşı baÅŸta kadın ve gençlik hareketi olmak üzere tüm yurtsever demokratik kurum ve kuruluÅŸların demokratik tepkilerini daha etkili bir biçimde göstermeleri kendi görevleri gereÄŸidir. Bu konuda tüm yurtsever halkımızı kendi siyasetçilerine, seçilmiÅŸ temsilcilerine daha güçlü sahiplenerek inkar siyasetine ve AKP’nin yeni tasfiye politikalarına karşı özgürlük mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.”