Antik çağda Lidya Krallığı'nın başkenti olan, tarihte ilk altın paranın basıldığı yer olarak bilinen, 5 bin yıllık geçmişe sahip Manisa'nın Salihli ilçesi yakınındaki ..Antik çağda Lidya Krallığı'nın başkenti olan, tarihte ilk altın paranın basıldığı yer olarak bilinen, 5 bin yıllık geçmişe sahip Manisa'nın Salihli ilçesi yakınındaki Sart Antik Kenti'nde 1854 yılında başlatılan kazılar, tam 154 yıldır sürüyor.
Antik çağda Lidya Krallığı'nın başkenti olan, tarihte ilk altın paranın basıldığı yer olarak bilinen, 5 bin yıllık geçmişe sahip Manisa'nın Salihli ilçesi yakınındaki Sart Antik Kenti'nde 1854 yılında başlatılan kazılar, tam 154 yıldır sürüyor.

'Asya'nın Kraliçesi' olarak tanımlanan, Pers ve Roma yönetimleri döneminde de refah içinde yaşayan, İran'dan Anadolu'yu geçen Kral Yolu'nun sona erdiği yer olan Sart Antik Kenti'nde Spiegelthal tarafından ilk kazmanın vurulduğu 1854 yılından sonra Birinci Dünya Savaşı yıllarında da sürdürülen sistemli çalışmalar, 1958 yılından beri yürütülüyor. 1910-1914 yıllarında Harold Butler başkanlığında Amerikan Princeton Üniversitesi'nce başlatılan sistemli çalışmalarda, Artemis Tapınağı'nda bin 230'dan fazla mezar bulundu ancak Lidya ve Roma şehirleri kazılamadı. Butler'in 1921 yılında ölümünün ardından Harvard ve Cornell üniversitelerinin 1958'den bu yana ortaklaşa başlattığı bilimsel çalışmalara önce Prof. Dr. George Hanfman, daha sonra Prof. Dr. Crawford H. Greenewalt başkanlık etti. Antik kentte son 50 yıldır yapılan düzenli kazılarla eserler gün yüzüne çıkmaya başladı. Kazılarda Hıristiyanlığın batıya açıldığı dönemde Anadolu'daki 7 kutsal kiliseden biri sayılan Artemis Tapınağı ile dünyada bilinenler içinde en büyüğü olan antik sinagog ayrıca gymnasium ve altın arıtma evi gibi önemli buluntulara ulaşıldı. Kazı başkanı Prof. Dr. Nicholas Dunlop, bugüne kadar yürütülen çalışmalar kapsamında birçok Lidya ve Roma kalıntısına ulaşıldığını, Roma hamamı ve gymnasiumun açılıp restore edildiğini belirtti. Prof. Dr. Dunlop, kalınlığı 20 metreyi, uzunluğu henüz 3-3.5 kilometreyi bulan ve bugüne kadar 11-12 metre yüksekliğe kadar ulaşılan tek parçalık bu yapının batı Anadolu'da şimdiye kadar Lidya dönemine ait en büyük arkeolojik mimari eser olduğunu söyledi. Prof. Dr. Dunlop, 'Evet, o kadar büyük bir sur duvar ortaya çıktı. Biz bu kadar büyüğünü beklemiyorduk. Şimdi bu duvarın altında kazılar devam ediyor. Zamanı hakkında daha fazla bilgiye ulaşmayı hedefliyoruz'' dedi.
Tiyatronun altından ev çıktı Surların üzerinde bin yıl sonra yapılmış Roma evlerine rastladıklarını, buradan boyalı birçok malzeme, sikke, çanak çömlek türü kalıntıları çıkarıldığını ifade eden Dunlop, Roma tiyatrosunun altında Lidya dönemine ait ev bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Dunlop, şöyle devam etti: 'Beklemediğimiz türden ev kalıntıları bulduk. Demek ki Roma ve Helenistik dönemden önce tiyatro yoktu ama yamaç evleri gibi çok güzel ev bulduk. Lidya evleri beni çok heyecanlandırdı. Çünkü yaşamları hakkında ipuçları veriyor. Bu evler Persler tarafından yakılarak yıkılmış.' Sart'ın paranın ticari anlamda da ilk kullanıldığı yer olduğunu belirten Prof. Dr. Dunlop, geçmiş kazı çalışmalarında Prof. Dr. Hanfman'ın bulduğu bir atölyede altın ve gümüşün ayrılmasından oluşan saf madenden para basıldığının anlaşıldığını kaydetti. Dunlop, az bulunan Lidya sikkelerinin çok değerli olduğunu söyledi. Prof. Dr. Dunlop, kazı çalışmaları dolayısıyla çevre yolunun güzergahının değiştirildiğini belirterek, 'Burası dünyada kullanılan en eski yollardan biridir. İpek yolu gibi. Yolun tam altında sütunlu Roma caddesi, onun altında Lidya caddesi var. Lidya sur duvarının bir kapısı, onun altında daha eski bir yol var. Buradan İzmir-Ankara kara yolu geçiyordu. Görüşmeler sonucu çevre yolu kuzeye kaydırıldı. Eski yolda çalışmalarımız sürüyor'' diye konuştu. Kazı çalışmalarını yavaş ve tarihi dokuya zarar vermeden yürüttüklerini, bu yıl Roma tiyatrosu ve akropolün olduğu bölgede ve sur duvarın altında yoğunlaştıklarını kaydeden Dunlop, Sart'ın ortaya çıkarılması için geçen 50 yılda ciddi mesafe katedildiğini ama en azından bir 50 yıl daha kazı yapılması gerektiğini bildirdi. Prof. Dr. Nicholas Dunlop, 'Şu ana kadar yapılan kazılarda, eserlerin ancak yüzde 0,6'sı gün yüzüne çıkarılmış. Daha işimiz çok'' diye konuştu. MANİSA




